İlke Sürücü: Burası Bir Basketbol Okulu | BEST Basketbol

E-Posta:

info@bestbasketbol.com.tr

Hemen Arayın:

0533 693 63 30

İlke Sürücü: Burası Bir Basketbol Okulu

Best Basketbol Okulu kurucusu ve başantrenörü İlke Sürücü, yaklaşan sezon öncesinde altyapibasket.com’un sorularını yanıtladı.

***

Öncelikle sizi tanımayanlar ya da daha iyi tanımak isteyenler için biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ben İlke Sürücü. Basketbola Eczacıbaşı altyapısında başladım. Daha sonra Ortaköy’de oynadım ve Ortaköy’de A Takıma çıktım. Onun ardından Transtürk, Pamukspor, Erdemir buralarda toplamda 14-15 senelik profesyonel basketbol hayatım var. En son basketbolu bıraktıktan sonra askerde Jandarmagücü takımında oynadım. Ordu Milli Takımı ile Dünya Şampiyonası’nda oynayarak basketbol kariyerimi bitirdim. Ondan sonra İstanbul’da çeşitli kulüplerde amatör olarak spor kulüplerinde oynadım. 5 yıl önce yine oyuncu olarak Basketbol Akademi Spor Kulübü’nde geldim. Ondan sonra da Burak Güner başkan ile hareket etmeye başladım. Geçtiğimiz sene kendisi Atakent’e gitti. Ben Bahçelievler şubesinde kalarak burada yeni bir oluşuma başladık ve Best Basketbol’u kurduk. Bundan sonra da Best Basketbol Okulu olarak yolumuza devam edeceğiz.

Best Basketbol Okulu kısa bir süre önce kuruldu. Kuruluş sürecinden biraz bahsedebilir misiniz? Ne gibi hedefleriniz var?

Açıkçası burası bir basketbol okulu. Bu gerçeğin farkındayız. Bize gelen çocuklarla olabildiğince başarılı takımlar kurmaya çalışıyoruz. Genelde basketbol değil de, akademik kariyerle ilgilenen çocuklarımız var. O nedenle onlara uygun antrenman programları oluşturmaya çalışıyoruz. Örneğin; bu sene 2004’lülerden oluşturduğumuz, TEOG diye bir takımımız var. Bu yaş grubunun antrenmanlarını sadece hafta sonu yapıyoruz. Hafta içi TEOG hazırlıklarını etkilememesi açısından. Bunun gibi özel çalışmalarla çocukları akademik kariyerlerinden koparmadan, basketbolun içinde tutmaya çalışıyoruz. Ama bu başarılı olma hedefimiz olmadığı anlamına gelmiyor. Geçen sene U16 takımımız Türkiye Şampiyonası’na gitti. U12 takımımız Uniminicup’ta final oynadı. Dediğim gibi akademik başarılarının yanında sportif başarıyı da elde etmeye çalışıyoruz.

Sezon yaklaşıyor. Çalışmalarınız ne durumda? Hangi aşamadasınız?

31 Temmuz itibariyle biz yaz sezonunu açtık. Elimizdeki oyuncularla yeni sezona hazırlanmaya çalışıyoruz. Ama asıl çalışmalarımız 5 Eylül 2017 Salı günü başlayacak. Bayram tatilinin hemen arkasından normal sezon çalışmalarına başlıyoruz. Eylül ayında okul temposu çok ağır olmayacağı için, ağır bir antrenman programıyla çocukları hazırlayıp lig maçlarına başlayacağız.

“BU İŞİ İYİ YAPANLAR KALICI OLUYOR”

Basketbol okulları çok önemli. Siz de basketbol okulu yapıyoruz. Basketbol okullarıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Sizin bu konuda düşünceleriniz nelerdir?

Bu konu çok tartışılan bir konu. Biz antrenör olarak kendi aramızda da bunu tartışıyoruz. Bu işi sadece ticari kaygılarla yapan bazı arkadaşlar var. Herhangi bir basketbol eğitimleri ve geçmişleri yok. O tür arkadaşlar yavaş yavaş elenmeye başladılar. Bu işi iyi yapanlar kalıp, daha kötü yapanlar eleniyor. Bizim 6 tane antrenörümüz var ve hepsi de TBF tarafından lisanslı antrenörler. Hepsinin de oyuncu olarak basketbol geçmişi var. Diğer arkadaşlar da basketbol geçmişi olan insanlarla yaparsa bu işi daha iyi olacağını düşünüyorum.

Veliler son dönemde altyapılar için çok kritik bir noktaya gelmeye başladı. Velilerin sporcular üzerindeki rolüyle ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

Biz de zaman zaman sıkıntılar yaşıyoruz. Herkesin çocuğu kendisi için çok kıymetli ve çocuğunu başka bir yere koyuyor. Ben espri olarak şöyle söylüyorum; Herkesin çocuğu kendisine LeBron James! Durum bundan ibaret. O nedenle beklentiler çok yüksek. Bizim karşımız gelince veli “Benim çocuğumdan olur mu?” diyor. Bunu söyleme şansımız yok. Biz size çocuğunuz basketbolcu olur ya da olmaz diyemiyoruz. Çünkü bu şimdiden kestirilebilir bir şey değil. Ancak bir sürecin sonunda anlaşılabilecek bir şey. Fakat velilerin anlamsız hırsları var. Biz bunları tribünlerde yaşıyoruz. Saha içi müdahaleler boyutuna ulaşıyor. Olabildiğince bunları engellemeye çalışıyoruz. Büyük kulüplerde bu engellenebiliyor. Veliyi antrenmana almayabiliyorlar. Ama bizim böyle bir şansımız yok. Bunu yaptığımız anda veliden çok fazla tepki alırız. Bu konuda biraz şanslı hissediyorum. Benim velilerim anlayışlı insanlar. Çocuklarla ilgili kararlar alırken gelip bize de danışırlar. O nedenle biz sıkıntı yaşamıyoruz. Ama veliler çocuklarla sürekli birlikte ve etkileri üzerinde çok fazla. Biz o etkiyi basketbol açısından minimum seviyeye indirmeye çalışıyoruz.

“A TAKIMA ÇIKMAK MUCİZE HALİNE GELDİ”

Altyapıdan A Takıma geçiş arasında bazı sıkıntılar yaşanıyor. Siz bu sıkıntıları neye bağlıyorsunuz? Hem oyuncu, hem de antrenörler açısından baktığınız hataların nerede yapıldığını düşünüyorsunuz?

A takıma çıkmak başlı başına bir mucize haline geldi. Mevcut sistemden dolay yabancı sistemindeki artışlar hatta bu sene sınırlamalar tamamen kalkacak moduna geldi. O nedenle A takıma oyuncu çıkartmak çok zor. Dönüp altyapı tarafına baktığınızda yine yanlışlar var. Biz iyi altyapı eğitimi verememeye başladık. Bunun da birçok nedeni var. Altyapılarda iyi antrenörlerle çalışmıyoruz. Kulüpler biraz daha maliyetleri düşünmeye başladı. Benim zamanımda altyapılarda Gökhan Taştimur, Altimur Tülmen, Aydın Örs gibi antrenörler görev yaparken, şimdi kulüpler maliyetleri kısmak adına daha genç antrenörlere yöneliyor. Ama verdikleri eğitim de ortada. Son yıllarda altyapılardan çıkan oyunculara baktığınız durumu daha iyi görebilirsiniz.

Altyapı basketbolu açısından baktığınızda İstanbul’un durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Ne gibi eksileri ya da artıları var?

İstanbul’un salon sayısı şu anda yeterli değil. O neden çok acayip saatlere maçlar konuluyor. Bizim en büyük sıkıntımız hafta için saat 17.00’ye konulan maçlar. Hafta sonu yeterince salon olmaması nedeniyle saat 17.00’ye maç konuluyor. Geçen sene birçok oyuncumuz okullarından izin alamadıkları için maçlara katılamadılar. Bu sadece bizim değil birçok kulübün sorunu. Öncelikle İstanbul’daki iyi salon sayısının arttırılması lazım. Salon olmadığı için biz buradan kalkıp Yakacık’a maça gidiyoruz. Bu tip şeylerin ortadan kalkması lazım. Ulaşımla ilgili de sıkıntılar var tabii. Akşam üzeri 17.00 – 18.00 arasında oynatılan maçlarda trafikte İstanbul’da inanılmaz boyutlarda olduğu için geçen sene maçlara gelen ve hükmen kaybeden birçok takım var. Bunları biraz daha dikkate alarak maç programı hazırlarsa İl Temsilciği daha iyi olacağını düşünüyoruz.

“HEDEF TAKIMLARIMIZ VAR”

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz BASK olarak 11 yıllık bir kulübüz normalde. 11 yıldır da dediğim gibi hem akademik kariyeri, hem basketbolu bir arada götürmeye çalışan ve iki tarafta da başarılı olmaya çalışan bir kulübüz. Bu sene de bundan farklı bir şey yapmayacağız. Olabildiğince katıldığımız kategorilerde başarılı olmaya çalışacağız. Diğer taraftan da çocuklarımızın okul hayatlarındaki performanslarını da takip edeceğiz. Bu sene 2-3 tane hedef takımımız var. Bu takımlarla Türkiye Şampiyonası’na gitmek ya da İstanbul’da derecek yapıp Seri AA’ya yükselmek gibi hedeflerimiz var. Bu yönde çalışmalarımıza başladık. Sezon içerisinde göreceğiz.